Günümüzde, Eli Ağır, ‘Daha Az İş Yapan’ Bir Grup Artık Yok!

İş Dünyası için çok satan kitaplar yazan Ken Blancard’ın anlatmaktan keyif aldığı bir hikaye vardır. Küçük bir kız annesine sorar: “Anne, neden babam gece geç saatlere kadar çalışıyor?"

“Şey, tatlım…” diye cevap verir annesi, “gün içerisinde hepsini tamamlayacak kadar zamanı olmuyor.”

Küçük kız bir an düşündükten sonra, “Belki de onu daha az iş yapan bir gruba almalılar.”

Blanchard: “Bu hikayeyi duyduğunda herkes gülüyor. Çünkü bugünlerde herkes biliyor ki artık “daha az iş yapan grup” diye bir şey yok. Hepimiz, kısılan masraflara rağmen beklentilerin yüksek olduğu hızlandırılmış bir ortamda çalışıyoruz.”

Günümüz liderleri için bu durum çok önemli bir zorluk oluşturuyor. 24 Nisan’da Blanchard’ın ev sahipliğini yapacağı canlı web etkinliği “Daha Azıyla Daha Fazlasını Yapmak” üzerine odaklanacak. İş dünyasından, 40’ın üzerinde düşünce lideri video konferansı ile bir araya gelecek ve yönetici, kurum ve çalışanların aşırı rekabetçi iş ortamında karşılaştıkları zorluklara çözüm bulmaya çalışacak.


ODAĞINIZI BELİRLEYİN

Blanchard’ın davet ettiği düşünce liderlerinden biri de yazar, danışman ve Altimer Grubu’nun kurucusu Charlene Li. Li’nin deneyimlerine göre elinizdeki az kaynakla daha çok şey başarmak istiyorsanız, öncelikle neyin hayati öneme sahip olduğunu belirlemelisiniz. Bunu yapmak, sizi ve kurumunuzu hedeflediğiniz sonuçlara götürecektir.

“Gerçekleştirmeye çalıştığınız hedefin stratejisini belirlerken neyi yapacağınızı ve neyi yapmayacağınızı bilmek zorundasınız. Daha fazla şeyi bitirmek için daha az şey yapmalı ve bu yaptıklarınızın da en önemli şeyler olduğuna dikkat etmelisiniz- bununla birlikte çevrenizdeki insanların da sizin neyi yapacağınızı ve neyi yapmayacağınızı anladığından emin olun.”

Danışman, Blog yazarı ve Braitwaite Innovation Grubu yöneticilerinden Jane Perdue’ya göre, patronu 18 ay içerisinde 3. kez kurumlarının masraf kesintisine gideceğini açıkladığında neyi yapıp neyi yapmayacaklarını sorgulamanın zamanı gelmişti. Söylediğine göre bu sefer herkesi kapsayan %20 oranında bir kesintiydi.

Perdue’nun ifade ettiğine göre, “Bu sorgulamanın, ne yaptığımızla ve kuruma ne verdiğimizle ilgili düşüncelerimizi sekteye uğratacağını biliyorduk. Kendimize; doğru insanlarla, doğru bir şekilde, doğru zamanda, girişimlerimizin peşinden doğru bir şekilde gidip gitmediğimizi, doğru çalışmayı sergileyip sergilemediğimizi, bunun için doğru bilgiyi ve doğru araçları kullanıp kullanmadığımızı sormaya başladık.

Perdue ve takımı için bu analiz fiziksel, zihinsel, duygusal olarak inişli çıkışlıydı. Her bir çıktıyı, raporu, toplantıyı, iş seyahatini, etkileşimi ve süreci değerlendirdiler. Hedefleri; yapılan işin, firma misyonu için hayati önemi var mı, yok mu, anlamaktı. Yoksa, yapılan iş yıllar içinde sorgulanamaz duruma mı gelmişti?

Perdue, “Bir çatışma vardı. Zengin bir tartışma ortamı vardı. İnsanlar birbirinin damarına basıyordu. İnsanların güç alanları sınanıyordu. Göz yaşlarımız oldu. Kahkahalarımız oldu. En nihayetinde iyi bir noktada tamamladık. Fark ettik ki yaptığımız işin esasını oluşturduğuna inandığımız bir bölümü aslında şart değilmiş. Sadece, olması güzelmiş. Sorgulanması tabu haline gelmiş ama artık işe yaramayan uygulamalardan vazgeçtik ve kendimizi neyin önemli olduğunu düşünmeye ittik.”


OLAYLARI YANSITMAK VE ORGANİZE OLMAK İÇİN BİR DAKİKANIZI AYIRIN

Yaptıkları işi yeniden değerlendirmek isteyen liderlere Ken Blanchard, olayları anlayıp yansıtmak ve organize olmak için bir dakikalarını ayırmaları gerektiğini söylüyor.

“Gerçek şu ki liderler neyin önemli olduğunu sessizce düşünmek için kendilerine zaman ayırmalılar. Hiç olmadığı kadar, bugün, işin %80’ini gerçekleştirmenizi sağlayacak %20 nedir; tanımlamalısınız. Daha azıyla daha çok şey ortaya koymak için enerjinizi en önemli işlere ayırmalısınız.”

“Bundan sonraki adım o işe öncelik vermek ve onu ölçülebilir hedeflere dönüştürmek. İstikrarlı bir biçimde gerçekleşmesini sağladığınız 3-5 şey belirleyin. Önce kendi hayatınızı organize edin ki başkalarına ihtiyaç duyduklarında kendi hayatlarını organize etmekle ilgili yardım edebilin.”

The Ken Blanchard Companies Kıdemli Danışman/Ortağı Kathy Cuff, hem yöneticilerin hem de bağlı çalışanların bir işin yapılmasıyla ilgili sorumluluğu olduğunu vurguluyor.

“Çalışanlar için, gerçekten kendimizi ifade etmeye ihtiyacımız var. Açıkça konuşabilmeliyiz. Biri ‘nasıl hayır derim? Patronuma hayır diyemem’ dediğinde onlara her zaman ‘Üzerinde çalıştığınız, yaptığınız her işi yazın —projeler, etkinlikler, diğer insanların sizden yapmanızı istediği her şeyi. Bunu yöneticinizle oturup görüşmek için bir yol olarak kullanın ve elinizdeki kısıtlı zamanı da ifade ederek ondan hangi işlere öncelik vermeniz gerektiğini belirlemekle ilgili yardımını isteyin.’ Her zaman her şeyi üstümüze almak ve yetiştirmek zorunda olduğumuzu düşünmemiz gerekmiyor."


ÇALIŞANLARINIZI ORTAĞINIZ YAPIN

Blanchard,“Daha azıyla daha fazla şey ortaya koymak demek, yöneticiler ve çalışanların ortak olması demektir.” diyor ve ekliyor: “‘Ya benim istediğim gibi yaparsın ya da kapının önünde bulursun kendini’ dememelisiniz. Çalışanlarınızı yetkinlendirmelisiniz. İnsanları yakın markaj yönetmek artık eskide kaldı. Yöneticiler artık her şeyi kontrol edemez.”

 Randy Conley, The Ken Blanchard Companies Güven Uygulama Lideri, çalışanlarıyla ortaklık kurmak isteyenlere 3 adımlı bir stratejiyi öneriyor:

  • Takımızla gerçekleri konuşun. İşinizle ilgili tüm bilgiyi paylaşın—iyi kötü ve çirkin. Bilgi, güç demektir. Bilgi saklarsanız, çalışanlarınız güvenilmez olduğunuzu ve güce aç olduğunuzu düşünür. Bilgiye sahip olmadan sorumluluk sahibi de davranamazlar; ancak bilgi sahibi olduklarında, insanlar kurumun çıkarlarına en uygun olacak şekilde davranmakla yükümlüdür. 
  • İşle ilgili karşılaştığınız zorluklarla ilgili çözüm ararken başkalarının da katılacağı bir süreç oluşturun. Eski bir söz vardır: “savaşı planlayanlar nadiren o plana göre savaşır.” Oldukça kışkırtıcı bir düşünce. Kurumun ihtiyaçlarını karşılamak için, insanların neyi farklı —ve daha iyi— yapabilecekleri ile ilgili düşüncelerini öğrenin.
  • Çalışanlarınıza desteğinizi gösterin. Bunu onları dinleyerek yapabilirsiniz. İnsanların endişelerini anlamak için zaman ayırın. Onlara yük olan nedir, dinleyin. Desteğinizi onlarla birlikte mücadele vererek de gösterebilirsiniz—çalışanlarınızla birlikte çalışarak işin ortaya konmasını sağlayabilirsiniz. Görünür olun. Orada olun. Çalışanlarınız, onlara yardım etmek için orada olduğunuzu bilsinler. 
     

ÇALIŞANLARINIZIN YETENEKLERİNİ GELİŞTİRİN

 Blanchard: “Her zaman fırsat vardır— sadece onu bulmanız gerekir.” diyor. “İnsanlar, bunu istemeseler de, mevcut durumun devam edeceğine inanma eğilimindedir. Mevcut durumun devam etmesi insanlara kesin bir rahatlık verir. Ancak kurumunuz bu kayıtsızlığı kaldıramaz.”

Çok satan kitapların yazarı ve The SHIP Company kurucusu John Stahl-Wert’a göre: “Zor zamanlar büyüme zamanlarıdır. Her durumda, daha iyi olmak ve her şeyi daha iyi anlamak için bir fırsat yakalayabiliriz. Çoğu lider ve yöneticinin, çalışanlara daha fazlası için baskı yaptığı dönemler olmuştur. Üstelik bunu yaparken daha az kaynak sağlayarak işin insani boyutunu göz ardı etmişlerdir. Aslında son derece akılsız bir yaklaşımdır.”

“Çalışanlarınızın, verimliliğini baltalamak yerine yeteneklerini geliştirmek için yollar arayın. Zor zamanlarda bir fırsat vardır. Ona uzanalım ve bizim için çalışan insanları şu anda olduklarından daha fazlası olmaya teşvik edelim.”

Blanchard, “Doğru yaklaşımla zor zamanlarda, çalışan motivasyonu artar” diyerek sözlerini tamamlıyor. “Çalışanlara istediklerini, ihtiyaç duydukları anda sağlayan liderler, onlara daha fazla özerklik vererek bu yolda onların yeteneklerini geliştirebilir ve onlarla daha güçlü ilişkiler kurmayı başarabilirler. Böylece, çalışanların refahı ve genel performansı da iyileşecektir.” 



Günümüz iş dünyasının artan talepleri karşısında yüksek performanslı bir kültürü nasıl yaratacağınızı öğrenmek ister misiniz? O zaman bu canlı yayında bize katılın.


DAHA AZ KAYNAKLA YİNE DE DAHA FAZLASINI YAPMAK

24 Nisan 2013, Çarşamba
19:00-20.30 TSİ

İş yerinde çoğumuz baskı altında, çok çalışıyor ve pek çok işle aynı anda ilgileniyor. Buna rağmen kurumlarımız bizden hep biraz daha fazlasını istiyor. Daha azıyla, daha fazlasını ortaya koymayı nasıl öğreneceğiz?

Canlı Web etkinliğimiz bu konuya odaklanıyor—yüksek performansı sağlamanın, korumanın ve bunu yaparken de tükenmemenin yollarını arayacağız. Elliott Masie, Steve Roesler, Charlene Li, James Maas, Lee Cockerell, Fons Trompenaars ve daha pek çok önemli isim Ken ve Scott Blanchard ile bir araya gelecek. İş çığırından çıkıp en yetenekli çalışanınızın “Bu kadar az kaynakla daha fazlasını artık yapamam.” dememesi için neler yapabilirsinizi konuşacaklar.

Bu web etkinliğinde şu başlıklar üzerinde durulacak:

  • “Daha fazlası”nı tanımlayın—her zamankinden daha çok iş yüküyle karşılaştığınızda öncelikleri nasıl belirleyeceksiniz? 
  • En başından doğru bir şekilde yapın—birey, takım ve kurum için süreçleri nasıl yaratacaksınız?
  • Çalışanlarınızı unutmayın—iletişim ve çalışan bağlılığı verimliliği nasıl etkiler?
  • Kendinizi başarı için hazırlayın—Kendinizin (ve başkalarının) zihinsel ve fiziksel sağlığını önemseyin. 

Günümüzün aşırı rekabetçi iş ortamında, liderler sürdürülebilir bir biçimde herkesin iyi performans göstermesini sağlamalılar. Elinizdeki az kaynağa rağmen başarılı bir şekilde fazlasını ortaya koymayı öğreneceğiniz bu fırsatı kaçırmayın.

Şimdi Kaydolun