Korku ve Üşengeçliği Bir Tarafa Bırakın

Son günlerde yöneticiler ve çalışanlar işyerlerinde pek fayda sağlamayan işlerle uğraşadurup ekonominin iyileşmesini bekliyorlar. Böylece daha fazla seçenek ve alternatifi değerlendirme fırsatına sahip olacaklar. 
“İnsanlar bir yere sıkışıp kalmış durumdalar. Durumlarından mutlu değiller ancak daha iyi  bir seçenekleri olmadığı için orada kalmaya devam ediyorlar.

Bu durum, liderler için idare edilmesi zor bir “silmiş ve kalmış” zihniyetidir.  Geçmişte performansı arttırmak için kullandıkları motivasyon araçları-maaş artışları, terfiler, vb- artık ellerinde değil.  Liderler ve yöneticiler, cazip bir iş ortamı yaratmak için dış motivasyon araçları yerine daha farklı yollar aramak ve denemek zorunda bırakılıyorlar.  

Ancak pek çok lider böyle bir iş ortamını nasıl yaratacağını bilmiyor. Blanchard Kıdemli Danışman Ortağı Glaser : “Pek çok lider, bilmediği bir alanda risk almaktansa bildikleriyle yetinmeyi tercih ediyor. Bunun sonucu olarak, liderler mevcut durumlarının ötesinde olası seçenekleri görmüyor ve düşünmüyorlar. İşlerin olması gerektiği düzeyde olmadığının farkındalar ancak ya gereğini yapamıyorlar, ya bunu yapmak istemiyorlar ya da başka bir yöne doğru ilerliyorlar. 


OLUĞUNUZ YERDE KALMANIN BİR MALİYETİ VAR

Sonuç olarak ideal performansın altında bir performans ortaya çıkıyor. Glaser “çalışanlarınız işlerine bağlı değilse, müşterilerinizle gerektiği gibi ilgilenilmeyecektir. Çalışanlar, kurumu kendi işleriymiş gibi gördüklerinde ve gerçekten motive olduklarında ortaya koyacakları yüksek hizmet anlayışını, böyle hissetmedikleri zaman müşterilere sunmayacaklardır. İnsanlar işi sahiplenmediklerinde, sadece o gün için yapmaları gerekeni yaparlar, daha fazlasını değil.” diyor.

Ancak bu durum liderlerin elini kolunu bağlar. Günümüzde liderler iki yöne çekilmektedir. Bir tarafta yapmaları gereken kendi işleri varken, kalan zamanda da başkalarını yönetmeye çaba gösteriyorlar.  Sonuç olarak, çalışanların gelişimi, katılımı ve problem çözümüne dâhil edilmesi için fırsat yaratılması genelde ikinci plana atılıyor. 

Kurumlarda çok fazla korku var. İşgücünde azaltmaya gidilmesi, küçülme, durgun iş piyasası, çalışanları müşterileri gözeten bir bakış açısından patron gözeten bir bakış açısına itiyor. Özellikle, orta kademe yöneticiler, gözlerini müşteri yerine organizasyon şemasından ayırmıyorlar. Bir zarar gelecekse, oradan geleceğini düşünüyorlar. 

Dolayısıyla, çoğu yönetici üstü kapalı bir şekilde kendi yerini korumakla ilgileniyor. Ancak bu durum onların kendi çalışanlarına tam anlamıyla hizmet etmelerini kısıtlıyor.

 “Ekonomik krizlerde bu normal bir davranış biçimidir.” diyerek görüşlerini paylaşan Glaser, “Ancak bu durum insanların inovatif yeni yollar bularak kuruma katkı sağlamak yerine, kendi çöplüklerini korumalarına sebep oluyor. Bu yaklaşım, kendine hizmet eden, savunmaya geçen tarzda bir yaklaşımdır.” diyor. 


BURADAN NEREYE GİDECEĞİZ?

Glaser, yeni bir yöne gitmeye hazır liderlerin kendilerine şu önemli soruları sormalarını öneriyor. “Benim rolüm nedir? Burada kime hizmet etmek için bulunuyorum; kendime mi, patronuma mı yoksa çalışanlarıma mı? Rolümde bir lider ve yönetici olmayı seçiyor muyum?” 

Eğer bir lider olarak en önemli rolünüz, kurumsal hedefleri gerçekleştirmek üzere başkalarını desteklemek ise, etki alanınızda bir fark yaratmak adına neler yapabileceğinizi tanımlamak sizin için önemli olacaktır. İlk başta kurumu tümüyle etkileyemeyecek olsanız bile, çoğu liderin karar aldıkları, sonuçları ve çıktıları etkileyebildikleri bir etki alanı vardır. Yöneticiler, bu takım, grup ya da departmanın içinde çalışan bağlılığını arttıracak ortamı yaratabilirler.

Bu zorlu işi başarmak isteyen liderlerin, işe koyulmaları için Glaser 3 aşamalı bir yaklaşım öneriyor. 

1. Bir mikro-vizyon yaratın. Liderler yönettikleri takım, bölüm veya grubun en iyi performansını ortaya koyduğunda neye benzeyeceğine dair net bir vizyona sahip olmalıdırlar. Sonuçlar ve sonuçlara götüren davranışlara odaklanın. 
2. Herkesi dâhil edin.  Daha sonra, bölüm, grup ya da takım için o vizyonun oluşmasına insanları dahil edin. Doğru yapıldığında, o sadece liderin vizyonu değil, grubun gitmek istediği yerle ilgili birlikte oluşturulmuş bir vizyondur. Herkesin katkı sağladığını, fark yarattığını ve en azından işin o parçasının sahibi olduğunu hissettiği çözümleri yaratmak için birlikte çalışın. 
3. İstenen davranışları ödüllendirin ve takdir edin. Herkes çok büyük bir kıtlık zihniyetiyle çalışmakta ve bu durumu kötüleştirmektedir.  İnsanlar, stres altında, çok sıkı çalışıyor ve doğru olanı yapmaya gayret ediyorlar. Ancak görünen o ki, çabaları ancak mevcut durumu koruyabilmekte. Belirgin ödül ve takdir olmaksızın yeni bir yöne ilerlemek mümkün olmayacaktır. Beklenen davranışları açıkça tanımladığınızdan emin olun ve daha sonra beklentilere uygun davranılıp davranılmadığını ölçün. 


ÇALIŞANLARINIZ BİR BAĞ KURMASINI SAĞLAYIN

Her iş önemli görünmelidir. Bir pozisyon varsa,  onun için bir amaç vardır ve buna değerdir.  Yöneticiler o bağı kurmaya  yardımcı olabilirler. Yoksa insanlar işlerini sadece yapılması gereken bir görev olmaktan öte göremezler. Bu, anlamlı işin önemli bir parçasıdır. 

Günümüzde herkes kafasını önüne eğdiği, çoğu kurum ve insan sadece hayatta kalmaya ve idare etmeye çalıştıkları için bunu yapmak özellikle şarttır. 

Glaser, büyümeye hazır kurumların korkuyu ikinci plana atmalarını ve pozitif yöne ilerlemeye odaklanmalarını öneriyor. Bu, insanları kurumsal bir vizyon etrafında toplamakla ve onlara şirketin yaptığı hayati işe nasıl katkı sağladıklarını göstermekle başlar. Böylece, onlar bir fark yarattıklarını görürler. 

“Liderler kendi çıkarlarını bir tarafa bırakarak başkalarının ihtiyaçlarına odaklandıklarında bu yaklaşımın morale, bağlılığa ve sonuçlara çok ciddi etkisi olur ve çalışan herkes nasıl bir katkı sağladığını ve yaptığı işin kurumu nasıl daha iyi yaptığını anlar.

 “Kurumun ihtiyaçlarını gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisini ortaya koyan çalışanlarınız olmalı. Bugün-hemen şimdi- her zamankinden fazla!” 

 



Kurumunuzun tüm kademelerinde bağlı çalışanlar yaratmak ister misiniz? Bize bu ücretsiz webinarımızda katılabilirsiniz!


KURUMU HER KADEMEDE YÖNETMEK

 
23 Mayıs Çarşamba
18:00 TSİ

Liderlik, bir kurumda sadece üst yönetimdekilerin yaptığı bir şey değildir. Bir takım ya da bir kurumun uyumlu ve sinerjik bir şekilde ilerleyebilmesi için herkesin, dâhil olması ve rolü ne olursa olsun anlamlı bir şekilde katkı sağladığını hissetmesi gerekir.  

Bu webinarda, Blanchard Kıdemli Danışman Ortağı Bob Glaser sizinle herkesin işin sahibi olduğunu, yetkilendirildiğini ve bir fark yaratabildiğini hissettiği bir kültürü yaratabilmeniz için 3 yolu anlatacak.

Bu webinarda şu konulara değinilecek:

  • Kurum içinde bilgi paylaşmanın önemi. Bilgi sahibi olmayan insanlar- ya da yetersiz bilgi sahibi olanlar- kötü kararlar verirler. Tam bilgiye erişebilen insanlar ise daha iyi kararlar verirler ve bu kararlara daha sadık olurlar. Sürekli iletişim şarttır. 
  • Uyumu ve herkesin aynı yönde ilerlemesini nasıl sağlarsınız? Son araştırmalar gösteriyor ki insanların sadece %14 kurumlarının temel hedefleriyle uyumlu hedeflere sahipler. 
  • Yetkilendirmenin rolü. Yetkilendirmeyi müşteriye en yakın olan insana kadar genişletin. Ödüllendirme ve takdir etme uygulamalarının çalışanları harekete geçmek konusunda cesaretlendirdiğinden emin olun. 
  • Çalışanlarınız, rollerinin ana iş stratejilerine nasıl uyduğunu biliyorlar mı? Kurumunuz çalışanları bulundukları konumdan liderlik yapmaları için cesaretlendiriyor mu? Eğer cesaretlendirmiyorsa, yenilik, performans ve tutkuyu arttıracak çok önemli bir fırsatı kaçırıyorsunuz. Kurumda hangi konumda olursak olalım, anlamlı bir şekilde katkı sağlamak için hepimizin fırsatı var.  


Şimdi Kaydolun!