İş Yerinde Duygusal Ortamların Üstesinden Gelmek

Her kurumda, personelin hassas ve duygusal birikime yol açan konulara yaklaşımı farklıdır. Bazı kurumsal kültürlerde, farklılıkları göz ardı etmek ya da bastırmak normaldir.  Diğerlerinde ise agresif olmak ve sıradan bir günün sonunda insanları karın ağrısı ve yüksek tansiyonla eve göndermek normaldir. 

Bazı kurumsal kültürler yeni bir yaklaşım belirleyerek beklentiyi “Bir sorunumuz var, gündeme getirir, hakkında konuşur ve çözümleriz.” diyebildikleri bir noktaya getirdiler. “Birbirimizi göstermiyor, suçu birbirimize atmıyor ya da birbirimize acımıyoruz. Bir konuyu gündeme getirmek ya da geribildirimde bulunmak artık normal olduğu kadar bunu sakince yapabildiğimiz için de durumu çok fazla kişiselleştirmiyoruz.”
 
Arabulucu ve İlişki Uzmanı Eryn Kalish kurumlara işte bu ortamın oluşturulması için yardım ediyor. 
“İnsanlar kaç saatlerini ofiste işi kaynatarak, gereksiz bir e-posta yazıp silerek ya da evlerinde geç saatlere kadar tükenmiş, aşırı yiyerek ya da içerek geçiriyorlar?” diye soruyor Kalish. “ Sonuçta hepimiz insanız ve birbirimizle ilişki halindeyiz. Ancak, amacımıza bağlı, dengeli kalabilmek ve açık olabilmek tamamen sağlığımızı, verimliliğimizi, ailemizi ve toplumumuzu etkileyecek gerginlikler olmadan olayların üstesinden gelmemize bağlıdır.”

“Günümüzde tartışmasız hızla değişen bir ortamda yaşıyoruz. Önemli konularla ilgilenmek için çok beklemek gibi bir lüksümüz yok. Geribildirim süreçleri her geçen gün daha kısa ve hızlı oluyor. İlgilenmemiz gereken konulara daha hızlı, doğrudan, açık, dürüst ve şefkatle yaklaşmalı ve anahtar olabilecek hiç bir şeyi göz ardı etmemeliyiz. Bunun sebebi, dikkate alınmayan ya da önemsenmeyen, inkar edilen bir konu iyi bir karar ve kötü bir karar arasındaki gerçek farkı oluşturabilir. Ancak, doğrudan ve açık olmak kaba olmayı gerektirmiyor. Nörolojik Bilimlere göre endişeleri sakin, nazik ve net bir şekilde ifade edilmesi beyindeki yaratıcı merkezlerin uyarılmasına yardımcı olmaktadır. 

Bu tip bir iletişim eski ve geleneksel kurumlar yerine, daha yeni kurumlarda gerçekleşmektedir. Kalish’e göre, insanların gerekli becerilere sahip olmaması, kendilerini yeterince güvende hissetmemeleri, özgüven eksikliğine sahip olmaları ya da diğer insanlardan alacakları kötü tepkiler bu durumu oluşturan sebeplerin bir bölümünü oluşturuyor.  Bir konuyu gündeme getirip konuşarak açığa çıkarmanın işleri daha kötüye götüreceğine dair bir inanç var. Zaman zaman da ceza verir gibi verilen cevaplar bu durumu kuvvetlendiriyor.

Bununla birlikte, Kalish, yaratıcı sonuçlar elde edilmesini engelleyen kutuplaşmaya da dikkat çekiyor. Kurumlar ya düşünmek için zaman bırakmıyorlar ve “Her şeye karşı çık, gereğini yap ve şimdi yap” dedikleri aşırıya kaçan bir tutum izliyor ya da “bekleyip görelim” dedikleri bir tutum izleyerek sorunun kendi kendine çözülmesini bekliyor ve aslında iş işten geçmeden ciddi sorunlarla ilgilenmiyorlar. 


Her ne kadar çoğu zaman işler daha kötüye gitse de bekle ve gör stratejisi arada bir işe yarar.  “Ayrıca, bir sorun kendi başına bırakıldığında, bu durumun birikerek çoğalan kurumsal etkileri oluşur ve insanlar kendilerini tamamen kapatarak korku ve gerilim içinde yaşamaya başlarlar.” Bu büyük bir kayıptır çünkü kurumlarda çoğu mesele çözümlenebilir ve böyle zorlu zamanlarda herkesin iş başında olması gerekir. Korku dolu huzursuz bir iş işgücü yerine yaratıcılığa ve işbirliği ruhuna ihtiyacımız var. 

“Eğer sorunlar doğrudan, açık ve tam zamanında ele alınırsa yeni bir oluşum gerçekleşir. Benim gördüğüm kadarıyla bu çok heyecan verici” diyor Kalish. “İnsanlar bu tip konuşmaları normal olarak değerlendirdiklerinde ortaya çıkan dönüşümleri görmek inanılmaz.” 


LİDERLER İÇİN GELECEK ADIMLAR

Kurumlarının duygusal olarak tetiklenmiş meseleleri etkin bir şekilde ele almasını isteyen liderlere Kalish şu an konuyla ilgili nerede olduklarını tespit etmelerini öneriyor. 

“Her şey sizin hassas bir konuşmayı yapacak becerilere sahip olmanıza bağlı. Eğer bu becerilere sahipseniz, 'Yapın gitsin!' Neler olacağını izleyin. Eğer bu becerilere sahip değilseniz, biraz koçluk ve eğitim almanız gerekir." 

“Her şekilde, açıklık, şeffaflık asıl anahtar. Personele samimi olmak ve ‘Bu konuyu göz ardı ediyorduk ancak bunu değiştirmek istiyorum.’ demek yardımcı olacaktır.”

“Ayrıca biraz zaman vermelisiniz. Eğer insanlar açık olmayan bir ortamda çalışıyorlarsa, bir yönetici ya da lidere gerçek bir geribildirimde bulunmanın kabul edilir, normal bir şey olduğuna inanmayacaklardır. 
“Onlara açık ortam yarattım ve hala kimse hiçbir şey söylemiyor.’ diyen çok yöneticiyle karşılaştım. İnsanların bir anda değişmelerini beklemeyin. Güven kurmak böylesine zorlu bir ekonomik ortamda çok güçtür. Bir takım düzelmelere rağmen hala insanlar işlerini kaybetmekten korkuyorlar. Öncelikle, liderler kendi endişe ve sorunlarını paylaşarak, kendi düşüncelerini dile getirerek ve kendilerini açarak davranışları modelleyebilirler. Bu, yolu açacaktır. Yaptıkça gelişecek ve daha iyi olacaktır.”

 
GELİŞEBİLİRSİNİZ 

Önceden utangaç ve ketum bir çalışan olarak kendini örnek gösteren Kalish düzenli pratiğin önemini vurgulayarak herkesi cesaretlendiriyor. “Bir çalışan olarak sürekli kafamın içinde konuşuyordum ‘Bunu söylemeli miyim? Söylememeli miyim? Nasıl söylemeliyim?” Yıllar süren pratiğin ardından, o kadar kolay ki… Sadece söylüyorum ve fark ettim ki kimse görmezden gelmiyor. Hatta bu öyle bir noktaya geldi ki ‘Acaba çok mu konuşuyorum?’ dediğim zamanlar oluyor. Ancak, genelde olumlu tepkiler alıyorum ve birinin söylediğimden mutsuz olduğunu hissedersem o kişiye ‘Bu söylediğim seni rahatsız etti gibi hissettim doğru mu?’ diye soruyorum. Bu sorum genelde insanları rahatlatıyor biz de işle ilgili konumuza kaldığımız yerden devam ederek ilerliyoruz.”

Yürekten ve şefkatle yaklaşılırsa, büyük çoğunlukla iyi karşılanacaktır. “Karmaşık bir süreçten geçiyoruz. Pek çok insan, konuşması zor bir konuyu altından kalkacak şekilde gündeme getirmenin ne kadar zor olduğunu biliyor. Eğer bir sorunu çözmek ya da ilgilenmek adına konuyu gündeme getirdiğinizi hissederlerse pek çok insan sizinle orta yolda buluşacaktır. 



İnsanların hassas konuların üzerine açıkça ve dolaysız mı eğilmesini istiyorsunuz? Bunu sağlamak adına ihtiyacınız olan açık ortamı yaratmanın farklı yollarını öğrenmek ister misiniz? O zaman bu ücretsiz webinarımızda bize katılın!


BİR YÖNETİCİNİN DUYGUSAL İŞ ORTAMI REHBERİ 

22 Ağustos 2012 Çarşamba
TSİ: 19.00 

Zorlu ekonomik döngü, yükselen beklentiler, hızlanan tempo yöneticiler için dişli bir ortam yaratmıştır. Böylesine bir ortamda yöneticiler, çalışanların işe getirdikleri farklı meselelere başarılı bir şekilde eğilmek istiyorlarsa ellerinden gelenin en iyisini yapmak zorundalar. Geribildirimde bulunmak, çatışmalara eğilmek, ya da performans meseleleriyle ilgilenmek en deneyimli yöneticileri bile zorlayacak birkaç durumdan bazıları.  
Profesyonel Arabulucu ve İlişki Uzmanı Eryn Kalish hassas durumları düzgün bir şekilde ele alırken kullanılabileceğiniz anahtar stratejileri paylaşacak. Katılımcılar;

1. Hassas konulara samimi ve kendinden emin bir şekilde eğilmeyi,
2. Duygusal olarak tetiklenmiş durumları, uzlaşma ve uyumu destekleyecek şekilde
dağıtmayı,
3. Zor olduğunda bile etkin bir şekilde dinlemeyi,
4. İnsanların en iyi performanslarını ortaya koydukları olumlu bir ortam yaratmayı 


 öğrenecekler.  

Bugün, yöneticilerin pek çok farklı durumla dengeli, açık ve ileriye odaklı bir biçimde ilgilenebiliyor olması gerekiyor. Herhangi bir durumu duygusal zekânızı kullanarak destekleyici ve sonuç odaklı bir biçimde ele almanıza olanak sağlayacak becerileri geliştirmenize yardımcı olacak bu fırsatı kaçırmayın. 

Şimdi Kaydolun!