Motivasyon Baştan Yazılıyor

“İnsanları motive etmek mi istiyorsunuz? İşe, kendinizi nasıl motive edeceğinizi öğrenerek başlayın.”  Çok satan kitapların yazarı Susan Fowler, bu sözü birlikte çalıştığı tüm yönetici ve üst düzey liderlere söylüyor. “Başkalarına yardım etmeden önce, en iyi performansınızı neden ortaya koymanız gerektiğini kendiniz anlamalısınız. Bu farkındalık oluşmadan, pek çok liderin başkalarını motive etme çabası, durumu daha kötüleştirmekten başka bir şey yapmayacak; dayatma ya da geçici bir takım tekniklerden öteye gitmeyecektir." 

İşin aslı, pek çok kurum ve yönetici kendini bu durum içinde buluyor. Ekonominin yavaşlamasıyla insanlar motivasyona her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyor. Para ve primler artık eskisi kadar kullanılamıyor. Ekonominin mevcut durumu bu kaynakları kısıtlıyor. Dolayısıyla insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar. 

Fowler, motivasyonla ilgili çalışmalarına başladığı 90’ların başından bu yana bu durumda ne yapmak gerektiği üzerinde çalışıyordu. Bu konu, uzun yıllardır akademik çevrelerde tartışılıyor ancak iş dünyasının gündemine yeni yeni girmeye başladı.  

“Eğitim uzmanı Alfie Kohn’ı  1990’larda Oprah Winfrey'in programında izlediğimi hatırlıyorum. Okulların ve ailelerin çocukları motive etmek için ödüllere başvurduklarını anlatıyordu. Pozitif etki yaratması beklenen ödüllerin öğrenme üzerindeki etkileri son derece olumsuz olmuş.” 

İnsanları, özellikle iş yerinde bu tip ödüllerle motive etme alışkanlığımız sadece bu yöntemin kolay ve motivasyonun en keyifli şekli olmasından kaynaklanmıyor. Asıl neden başka alternatiflerin olmaması. İnsanları gerçekten neyin motive edeceğini bilmiyoruz.  Fowler, Rochester Üniversitesinde araştırmalarını yürüten ve “Kişisel Kararlılık Teorisi”ne öncülük eden Edward Deci ve Richard Ryan’ın çalışmasını inceledi. Deci ve Ryan ortaya koydukları bulgular ile insanları neyin motive ettiğine dair anlayışı sarsmıştı. 

“Son motivasyon bilimi bize ödül –ceza yönteminden farklı ve geniş bir yelpazede çeşitli seçenekler sunmaktadır. Her insan para ya da ödül kazanmak ister ve buna ihtiyaç duyar. Ancak insanlar, kendilerini motive eden ana unsurun bu olduğuna inanırlarsa, verimli olduğu kadar ihtiyaçlarına cevap verecek bir deneyimi de kaçırmış olurlar. 


YENİ BİR FARKINDALIK

Gönülden bağlı çalışanlar ve çalışan tutkusu hakkında artık daha çok şey biliyoruz. Bu gerçekten bizi heyecanlandırıyor. “Gallup’un Çalışan Bağlılığı üzerine yapmış olduğu araştırma bir farkındalık oluşturdu. Bugün herkes, çalışan bağlılığının kurum karlılığı üzerinde ne kadar etkisi olduğunun bilincinde.  Asıl mesele; çalışan bağlılığını nasıl sağlarsınız?”

İşte bu yüzden Fowler; Optimal Motivasyon ismiyle anılan programı da kapsayan bir yaklaşım geliştirdi. Program; çalışanların, yöneticilerin ve üst düzey liderlerin iş hayatlarını iyileştirebilmek için neler yapabileceklerine odaklanmaktadır. Yöneticiler artık, çalışanların iş programını tamamıyla düzenlemedikleri bir iş ortamı yaratabilirler. Artık özerklik, ilişki kurma ve yetkinlikle ilgili farklı bir algı var.  Liderler optimal motivasyonun mümkün olacağı bir iş ortamını yaratmak için gerekeni yapabilir ve çalışanların bu unsurlara ilişkin ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

 
BECERİ OLARAK MOTİVASYON 

Fowler, çalışan bağlılığını sağlayacak bir iş ortamını yaratmanın yalnızca yöneticilerin sorumluluğunda olduğunu düşünmüyor. 
 
Fowler’ın açıkladığı gibi “Motivasyon bir beceridir. Biz, bireylerin bu beceriyi geliştirmelerini destekliyoruz. Motive eden bir iş ortamına sahip değilim. Yöneticim bu konuda gerekenleri yapmıyor demek gibi bir lüksümüz yok. Aynı şekilde, şirketler çalışan bağlılığı ve tutkusunun ne kadar önemli olduğunu anlamamış olabilirler. Ancak bu demek değil ki kendime acıyarak enerjimi düşürebilir ve olumsuz bir ruh haline bürünebilirim.” Herkes kendi motivasyonunu sağlamak yeterliliğine ve sorumluluğuna sahip olmalıdır.

“Eskiden, biri motivasyonunun yüksek olmadığı bir iş ortamında çalıştığını öne sürerek daha özgür davranabiliyordu. İş değiştirebiliyor ya da farklı alternatifleri değerlendirebiliyordu. Günümüzde ise çalışanlar işlerine hapsolmuş durumdalar. Mevcut işlerinde motivasyonlarını sağlayamıyorlar ancak başka bir seçenekleri de yok. Ekonomi ve işgücü piyasası “Kafasında işi bırakmış olmasına rağmen çalışmaya devam edenler”  topluluğu yarattı. 

“İnsanlar,  korku ve çaresizlikten bu şekilde davranıyorlar. Bu durum, çalışan devri verilerine yansımıyor olabilir ancak başka açılardan olumsuz etki söz konusu.  Zamanla, alt optimal motivasyona sahip insanların fiziksel ve zihinsel sağlığı bozulabilir, işe geldikleri gün sayısı azalabilir ya da daha sık geç kalabilirler ve verimlilikleri düşebilir. Bu durumla yüzleşmeyen ve gereğini yapmayan kurumlar düşen verimlilik gibi nedenlerle rekabet güçlerini kaybederler.”


İNSANLAR KURUMUN KENDİSİDİR 

Her şeye rağmen her kurum bu yeni düşünce biçimini benimsemeye hazır değil.  Uzun zamandır ödül sistemini kullanan ve ona güvenen çok şirket var.  Ancak bu kurumlarda bile, “İnsanlar derinlerde bir yerde keşfedilmesi gereken bir başka gerçeğin olduğunu da biliyorlar”. 

“Biz bu tip kurumları arıyoruz. Bu kurumlar, yapılması gerekenin bu olduğunun farkındalar ve sonuç olarak zamanla faydalarını görecekler. İnsanların pozitif bir ruh haliyle çalıştıkları bir kurum olmayı istemez misiniz?”  

İyi haber, çalışanlarınızı gözetmek ve kurumunuzla ilgilenmek birbirinden tamamen ayrı değerlendirmeniz gereken konular değil.  Aslında, karmaşık bir biçimde birbirlerine bağlılar. “Çalışanlarını gözetmeksizin sonuçları ve verimliliği her şeyin üstünde tutarak hareket eden kurumlar, hedefledikleri sonuçları ve verimliliği elde edemiyorlar.”

“Çalışanların iyi sonuçlar elde etmeleri için ihtiyaç duydukları enerjiyi anlamalısınız. Çalışanlar kurumun malı değil, kurumun kendisidir. Çalışanlara ne yapıyorsak, kuruma yapıyoruz. Bu iş hayatının, insani boyutudur.”

 


Çalışan tutkusunun yüksek olduğu bir iş ortamı yaratmakla ilgili daha çok şey öğrenmek ister misiniz? Bu ücretsiz webinarımızda bize katılabilirsiniz!

YENİ MOTİVASYON YAKLAŞIMI MERCEK ALTINDA


23 Ocak 2014 Perşembe
17:00 TSİ

Yeni motivasyon bilimi, çalışanların motivasyonunu arttırmak için kullanılan geleneksel yöntemler yerine heyecan verici ve etkin alternatifler getirmektedir. 

Bu webinarda, The Ken Blanchard Companies Global Eğitmenlerinden ve Blanchard International Türkiye Kıdemli Uzmanlarından Bülent Levi, size kendinizi motive etmeniz için şimdiye kadar bildiklerinizden daha farklı yollar sunacak:

  • Kaliteli bir motivasyon deneyimini nasıl seçeceğinizi, 
  • Motivasyonun öğretilebilir, öğrenilebilir, gelişebilir ve devamlılığı sağlanabilir bir beceri olduğunu,  
  • Motivasyon becerilerini kendiniz, liderlik ettiğiniz kişiler ve kurumunuz açısından nasıl uygulayacağınızı,
  • Motivasyonun niceliği yerine niteliğine odaklanmayı

öğreneceğiniz bu fırsatı kaçırmayın. 

Motivasyon her insanın öğrenebileceği bir beceridir ve yöneticiler bunu optimal motivasyonu sağlayacak iş ortamını yaratmak için kullanabilirler.  


Şimdi kaydolun!